Gelibolu Tatil Rehberi

Bozcaada'nın Tatil Rehberi Çanakkale Tatil Rehberi Assos Tatil Rehberi Gökçeada Tatil Rehberi Kazdağları Tatil Rehberi Türkiye'nin Tatil Rehberi

Gelibolu Yarımadası ve Savaş Alanları


Kilitbahir Köyü ve Kalesi
Seyit Onbaşı Anıtı ve Mecidiye Tabyaları
Soğanlıdere Şehitliği
Şahindere Şehitliği
Alçıtepe Köyü Bakı Terası
Kaymakam Yarbay Hasan Bey Şehitliği
Çanakkale Şehitler Abidesi
Seddülbahir Köyü
Yahya Çavuş Anıtı ve Şehitliği
Sargıyeri ve Hastane Şehitliği
Kabatepe Tanıtma Merkezi ve Müzesi
Anzak Koyu
Mehmetçiğe Saygı Anıtı
Kanlı Sırt Anıtı ve Kitabesi
57 Alay Şehitliği
Mehmet Çavuş Anıtı
Conkbayırı, Atatürk Anıtı, Siperler ve Kitabeler
Kilitbahir Kalesi, 1452'de İstanbul kuşatması esnasında Papalık Donanması’nın Bizans İmparatorluğu’na yardım etmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından Çanakkale'nin karşısındaki Kilitbahir köyünde yaptırılmıştır. Kale, iç ve dış sur duvarlarından ve avlu içinde 7 katlı üçgen bir kuleden oluşmaktadır. İç kale 7 katlıdır. Daha sonra ilk kez 1541 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından restore edilmiş, bu restorasyon esnasında güney kısmı çevreleyen bir sur duvarıyla dış uçta bir kule (Sarıkule) inşa edilmiştir. Kale, 1870 yılında Sultan Abdülaziz tarafından ikinci kez restore edilmiştir. Kuzey bölümünün orijinal dış deniz duvarı günümüzde yoktur. Bu bölümün kuzey parçası 1893-1894 yıllarında II. Abdülhamit tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Dış sur duvarları (dış kale) 4 m, ikinci dış kale 18 m, iç kale 30 m yüksekliğindedir. Duvar kalınlıkları 4-6 m arasındadır. Deniz duvarlarının güney kısımları top mazgalı olarak kullanılmıştır. Kale, tümüyle kaba yontulmuş taşlarla inşa edilmiştir. Açıklık kısımları kiremit kemerli olup, kapı ve pencereler beyaz mermerden yapılmıştır. Kale, Çanakkale Savaşları’nda çok önemli rol oynamıştır. Bu kale, 14 Kasım 1980 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından “Korunması Gereken Kültürel Varlık” olarak tescil edilmiştir.
SEYİT ONBAŞI VE ANITI:
Kilitbahir yakınında Mecidiye Şehitliğinin karşısında bulunan alandaki bu anıt, Seyit Onbaşı’nın anısına yapılmıştır. Seyit Onbaşı Edremit’in Havran-Çamlık (Çamlık Köyü’nün esl adı Manastır’dır.) Köyü’nde 1889 yılında dünyaya gelmiş, 1909 Nisan Ayında askere alındı.1912 yılında Balkan Savaşlarına katıldı. Savaş bittiğinde terhis edilmedi.Topçu eri olarak Çanakkale Cephesinde görev aldı.. Askerliğinin 6.yılında Gelibolu Mecidiye Bataryasında topçu eri iken Queen Elizabeth ve Ocean zırhlılarının açtığı ateş sonucu açılan çukura baş aşağı beline kadar gömülmüştür. Yanındaki sıhhiye eri Onu bacaklarından çekerek kurtarmıştır. O sırada bataryada bir tane top ve birkaç topçu eri hayatta kalmıştır. Gemilerin ateşi devam etmekte iken topun mermiyi kaldıracak olan metaforası (vinci) isabet aldığı için parçalanmıştır. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, 276 kg.lık mermiyi arkadaşı Niğdeli Ali’nin yardımı ile sırtlamış ve bu şekilde topun altı basamağını çıkarak mermiyi topa sürmüş ve ateşlemiştir. Bu atışla Ocean’a isabet eden mermi gemiyi hareketsiz bırakmış ve bir süre sonra da Ocean batmıştır. Bundan sonra Türk Müstahkem Mevkileri Komutanı Miralay Cevad Bey (Alb.Cevat Çobanlı) eliyle Ona onbaşı rütbesini takmıştır.
Seyit Onbaşı Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve yaralanmıştır. 1918 sonbaharında Köyüne Dönmüştür.1943 yılında Soyadı Kanunu ile ÇUBUK soyadını aldı. 1939 yılında (50 yaşında iken) zatürreeden ölmüştür.
  Namazgah tabyalarından 50 m ileride bizleri tarihe tanıklık etmiş ve nice kahramanlıklara sahne olmuş Rumeli Mecidiye Tabyası karşılar. Tabyaları gezerken şu bilgileri bilmek ziyaretimizi daha anlamlı hale getirecektir. Tabya tabii görünümlü olan demek zaten tabyalara denizden bakacak olursanız küçük kum tepecikleri halinde gözükecektir. Ayrıca tabyaların içine girdiğiniz zaman iç dizaynının  T  şeklinde olduğu görülecektir. Ve bu T şeklinde tabyaların içinde sağa ve sola açılan iki kapı bulunmaktadır. Tabyaların içinde bulunan odalarda mermi ve hartuç (topun ateşlenmesini sağlayan barut) bulunmaktadır. Dikkat ederseniz tabyalara ilk çıktığımızda bizleri tek odalı bir bonet ( tabyaları oluşturan odalar ) karşılayacaktır. Bu tek bonette hartuç bulunmakta ve içindeki koridor sayesinde bu hartuç topa taşınmaktadır, hartucun ulaştırıldığı topa ise sağ tarafında ki bonetin sol odasından top mermisi taşınmaktadır. Bu şekilde top, hartuç olacak şekilde bonetler hazırlanmış ve ateş mekanizması oluşturulmuştur. Askerlerin kaldığı yatakhane ise en sonda bulunan bonettir
       Balkan harbine katılan ve Yüzbaşı rütbesine ulaşan Mehmet Hilmi Bey Rumeli Mecidiye Tabyasına komutan olarak atanır.  Balkan harbinden tecrübeli olan Yüzbaşı Mehmet Hilmi Bey askerlere nasıl davranacağını iyi bilmektedir. Bir yandan tabyayı savaşa hazırlarken bir yandan da askerin talim ve terbiyesi ile meşgul oluyordu. Askerler her daim savaşa hazırdılar, elbiseleri ve kamuflajları ile yatıyorlar bir düdükle herkes görev yerine geçiyordu.  18 Mart'a kadar zaman, müttefik donanmasının çeşitli saldırıları ve tabyaların hazırlıkları ile geçmişti. 
       18 Mart 1915 günü müttefik donanması Amiral De Robeck komutasında boğazdan içeri girer. Tabyaların top menzilinin dışından ateşe başlarlar. Türk tarafının mecburiyetten dolayı (tabyaların yerinin belli olmaması için) ateş etmemesinden Türk askerinin kaçtığını düşünen donanma komutanı gemilere ileri emri verir.
       Gemilerin menzile girmesi ile ateş sırası dakikalarca bombardıman altında kalan  tabyalara gelmiştir. Gemilerin 13.500 metre mesafeye kadar yaklaşması ile Rumeli Mecidiye tabyası ateşe başlar. Bu sırada bütün ateşi üstüne çeker. Vaziyet öyle bir hal alır ki top çavuşları hedefi değil denizi bile görememektedir. Bu sırada Rumeli Hamidiye Tabyasından Bektaş adında top çavuşu Yüzbaşı Mehmet Hilmi'nin yanına gelerek düşmana hiç ateş edemediğini bir kez olsun ateş etmek istediğini söyler. 1. top çavuşunun yanına geçen Bektaş iki mermi atmıştı ki bir top mermisinin kendilerine isabet etmesi ile ağır yaralanarak geri alınır. Bu sırada Fransız Bouvet zırhlısı Rumeli Mecidiyesinin atışlarına hedef olur ve kısa bir sürede mürettebatı ile suyun dibini boylar. Bouvet in batışını dürbünle izleyen Hilmi Bey in eşi Seyide Hanım Yaşasın! Hilmi gemiyi vurdu diye sevinir. Bouvet in batışını izleyen dakikalarda bir top mermisi Havranlı Koca Seyit'in olduğu noktaya isabet eder. Arkadaşının yardımı ile topraktan çıkan Koca Seyit inanılmaz bir olayı gerçekleştirir 215 kg.lık mermiyi kaldırır ve ateşe başlar üçüncü atışında Ocean gemisini dümen tertibatından vurur ve Ocean da savaş dışı kalır. Fakat ertesi gün Koca Seyit, fotoğrafını çekmek için gelen Savunma Bakanlığı heyetinin karşısında aynı başarıyı sergileyemez bu da Türk askerinin inandığı durumlarda neler yapabileceğinin en basit şekilde göstergesidir. Bu başarısından ötürü Koca Seyide Onbaşı rütbesi verilir.İlerleyen dakikalarda birkaç zırhlısını kaybeden müttefik donanması boğazı geçemeyeceğini anlar ve geri çekilmeye başlar. Müttefik donanmasının çekilişini izleyen Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa nın sözleri gittiler, geçemediler, geçemeyecekler olmuştur.
SOĞANLIDERE ŞEHİTLİĞİ:
Gerçek bir şüheda kabristanlığı olan Soğanlıdere Şehitliği’nde, savaş zamanında burada kurulu olan hastanelerde tedavi edilirken şehit olan askerlerimiz yatmaktadır. Soğanlıdere vadisi 18 Mart için hazırlanmış kıyı sel bataryalarının yanında dört tümen hastanesine ve Güney Grubu Kumandanlığı’nın erzak ve ambar depolarına da ev sahipliği yapmıştır. Soğanlıdere Şehitliği’ne varmadan evvel yolun sağ tarafında bulunan yıkık harabe (Melek Hanım Reviri) muharebeler sırasında askerlerimizin tedavi edildiği yerlerden biridir.
ŞAHİNDERE ŞEHİTLİĞİ:
Şahindere Şüheda Kabristanı Seddülbahir cephesi (Güney cephesi)’in merkezinin gerisinde kalmaktadır. 
Şahindere, Alçıtepe’nin kuzeydoğu eteklerinde başlayan Soğanlıdere’nin doğu bölgesine verilen addır.Cephe gerisi büyük sargı yerlerinden birisi bölgede suyun ve gölge veren ağaçların bulunması sakin ve korunaklı bir mevkii oluşması nedeniyle bu mevkide kurulmuştur. 5 Temmuz 1915 sonrasında yapılan muharebelerde sol kanat birliklerinden yaralanarak şehit düşenlerin bir bölümü bu şehitlikte yatmaktadır.Ayrıca Güney cephesinin merkez kesimindeki birliklerden de büyük sargı yerlerinde tedavi gören yaralılardan şehit düşenleri bir kısmı Şahindere Şehitliğine gömülmüştür. Ayrıca cephenin merkez kesimindeki birliklerin de,Tümen sıhhiye Bölüklerinde büyük sargı yerlerinde tedavi gören yaralı ve hastaların bir kısmı da Şahindere şehitliğine gömülmüşlerdir.
 
Bu şehitlikte yatan şehitlerin bağlı olduğu birlikler.
 
1inci Tümen 70,71,124. piyade Alayları 
12inci Tümen 31,32 ve 39. Piyade Alayları
5inci Tümen 13 ve 15. Piyade Alayları
7inci Tümen 19,20, ve 21. Piyade Alayları
11inci Tümen 126,127. Piyade Alayları
6ıncı Tümen 16. Piyade Alayları
10uncu Tümen 28,29ve 30. Piyade Alaylarıdır.
 
Bu Şehitlikte isimleri tespit edilebilen 2177 Şehidimiz yatmaktadır.Ayrıca Şuheda Kabristanı içerisinde etrafı demir parmaklıkla çevrili bir mezar bulunmaktadır.Bu mezar 10uncu Tümenin 30uncu Piyade Alayından Teğmen Mustafa Efendi’ye aittir.
ALÇITEPE KÖYÜ
İlçe merkezine 25 km mesafede olup, Behramlı köyünden sonra asfalt yolla ulaşılır. İçme suyu yeterlidir. Camisi 1957 yılında inşa edilmiştir. Nüfusu 2008 verilerine göre 516 kişidir. Geçim kaynakları tarım üzerinedir. Ayçiçeği ve zeytincilik en yaygın ürünlerdir. Turistik potansiyeli nedeniyle turizm son yıllarda temel geçim kaynağı haline gelmiştir.
Halkı 1934 ve 1938 Romanya ve Bulgaristan göçmenidir. Çanakkale savaşlarında Kanlı muhaberelere sahne olan Sığındere/Zığındere ve Kereviz Dere ünlü isimleri Alçıtepe köyü hudutları içerisindedir. Aslında burası bağrında taşıdığı şehit ve şehitliklerle cennet bahçelerinden bir belde gibidir. Kuzeyindeki Sonok Şehitliği ona ayrı bir hava verir. Salim Mutlu Müzesi de savaş hatıralarını canlandırır. İsmini ise doğusundaki Aktopraklı Tepe’den alır. Tepenin ismi Tenger veya Alçıtepe’dir. Türklerin yerleşmesinden sonra da köye ad olmustur.
Alçıtepe/ Tengertepe veya Aktepe, savaşlarda ün kazanmışlardır. Şahindere’de Alçıtepe içerisindedir. Domuzderesi ve Çakalçeşme de kanlı savaşlara sahne olmuştur.
Hülasa köyün kadim ismi Kirte’dir. Çanakkale Savaslarında dağılmıştır. Bursa yöresine giden Rumlar savaştan sonra tekrar köylerine dönmüşlerdir. Ancak fazla kalmadan Yunanistan’a göç etmişlerdir. İstiklal Savaşı sonrası olmalıdır. Bu defa Yunanistan’da kurdukları köyün ismini de Kirte koymuşlardır. Buna büyük Kirte ona da Küçük Kirte demişlerdir. Gelibolu Yarımadası Türklerin eline geçtikten sonra Kirte ve Maydos halkına dokunulmamıştır. Ta ki mezkur köyler İstiklal Savaşından sonra Türkleşmiş ve Müslümanlaşmışlardır.
KAYMAKAM YARBAY HASAN BEY ŞEHİTLİĞİ:
Kerevizdere yakınında olan bu mezarlık Kerevizdere’de 11 Temmuz 1915 günü yaralı bir Fransız eri tarafından şehit edilen 5.nci Tümen 17.nci Kafkas Piyade Alay Komutanı Yarbay Hasan Bey adına yaptırılmıştır.
Fransızlar ve sömürgeleri olan Senegalli ve Tunuslu askerlerle çarpıştığımız bu bölgede süngü süngüye, boğaz boğaza çok kanlı muharebeler olmuştur. 11 Temmuz 1915’te yapılan muharebede Yarbay Hasan Bey şehit olmuştur.
ÇANAKKALE ŞEHİTLER ABİDESİ:
Çanakkale Şehitleri Anıtı, Çanakkale il sınırları içindeki Gelibolu Yarımadası'nda, Çanakkale Boğazı'nın ucunda Morto Koyu önündeki Hisarlık Tepe üzerinde yer alan anıt. 1915 yılında I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Savaşları'nda hayatını kaybeden 253.000 Türk askerin anısına yaptırıldı. Feridun Kip, İsmail Utkular ve Doğan Erginbaş tarafından tasarlanmıştır.
Konu başlıkları  [gizle] 
1 Tarihçe
2 Fotoğraf galerisi
3 Kaynakça
4 Dış bağlantılar
Tarihçe [değiştir]
Yapımına 1952 yılında karar verilen ve temeli 17 Nisan 1954[1] tarihinde atılan anıt 21 Ağustos 1960 günü açılmıştır. Anıt için 1944 yılında yapılan yarışmayı mimar Feridun Kip, Doğan Erginbaş, İsmail Utkular ve mühendis Ertuğrul Barla'nın projelendirdiği eser kazandı.[2] Finansal nedenlerden dolayı yapımı birkaç defa durdurulan anıtın 15 Mart 1958 tarihinde sadece gövde kısmı tamamlanabildi. Bu arada Milliyet gazetesi tarafından ülke genelinde bağış kampanyası düzenlendi. Resmi açılışı 21 Ağustos 1960 tarihinde yapılan anıtın altında Savaş Eserleri Müzesi, yanında Mehmetçik Anıtı ve Türk Şehitliği bulunmaktadır. Morto Limanı ile Çanakkale Boğazının girişi arasındadır. Bu yapıtın fikir babası, Atatürk'ün silah arkadaşı ve ilk askeri pilotu Emin Nihat Sözeri'dir. Sözeri, yapılması için gerekli olan paranın bulunabilmesi için onlarca yıl mücadele vermiş sonunda bu abideyi 253 bin şehidin anısına, milletimize armağan etmiştir. [3]
Üzerinde 25x25 m kaide yer alan 4 ayak üzerine oturtulmuş olan yapının yüksekliği 41,7 metredir.[4] Ayakların genişliği 7,5 metredir.[5] Anıt tümüyle 62,5 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.
SEDDÜLBAHİR KÖYÜ:
İlçe Merkezine 33 km ve Gelibolu Yarımadasının güneye bakan uç noktası ve boğaza girişte denizin seddidir. Köy nüfusu 2008 verilerine göre 310 kişidir. Yaz aylarında çevresindeki yazlık tesisler nedeniyle nüfusu ikiye katlanmaktadır.. Halkı genellikle tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla uğraşır. Turizm potansiyeli yüksektir.
Camisi, minaresi bulunmaktadır. Yolu asfalt ve suyu yeterli bulunmaktadır. Kalesi ve minaresi son derece harap bir görüntüdedir. Seddülbahir Çanakkale Savaşlarında dağılmıstır. Sonradan 1934 ve 1938 ‘lerde Romanya ve Bulgaristan göçmenleri yerleştirilmiştir.
Tarihçesi :
Kilit-ül Bahir ve Kale-i Sultaniye tahkimatlarının yetersiz kalmaları sebebiyle 4. Mehmet zamanının Sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa Seddülbahir Kalelerini yaptırmaya karar vermiştir. 1656 –1657’de inşasına başlanır ve 1659’da tamamlanır. Tam karşıdaki Kumkale ile birlikte inşa edilir. Kale ustaları ve kale dizdarları eş ve çocuklarını da getirmek suretiyle ilk köyü kurmuş olurlar. 1914’de 200 hane olan Seddülbahir 3 Kasım 1914 bombardımanından sonra boşaltılır. Gidenler bir daha geriye gelmezler.
Velhasıl Seddülbahir Köyümüzün mahallinde bulunuşu sebebiyle ne kadar savaşa sahne oldu ve tarih boyunca basına neler geldiği hususunda herhangi bir bilgi mevcut degildir. Kimse bilip sayamaz. Şimdi Turizm yönünden önemli bir köyümüzdür. Eski cami ve minare hatıradır.
YAHYA ÇAVUŞ ANITI:
Seddülbahir Köyü Göztepe Mevkiindedir.25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası’nda Ertuğrul Koyu’na çıkarma yapan 3000 askerden oluşan İngiliz kuvvetini, komutasındaki 67 askeriyle on saat mavzer atışlarıyla sahilde durduran 26.P.A.3.Tb.10.Bl.1Tk. Komutanı Ezineli Yahya Çavuş’la kahraman askerlerinin hâtırasını yaşatmak amacıyla Gelibolu Yarımadası’nda yaptırılmıştır. İngiliz Generali Nepier, Yahya Çavuş ve askerlerinin yoğun ateşi karşısında, karşılarında bir tümen bulunduğunu sanmıştı.
Yahya Çavuş Şehitliği’ndeki şu dörtlük Yahya Çavuş’u ve takım arkadaşlarının kahramanlığını veciz şekilde anlatmaktadır:
“Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuş’tular
Tam üç alayla burada gönülden vuruştular
Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri
Allah’ı arzu ettiler, akşama kavuştular.”
Yahya Çavuş Şehitliği’nde şehitlikten başka Heykeltıraş Recep Özer’in yaptığı bir de anıt yer almaktadır.Şehitlik 1962 yılında kurulmuş yeniden düzenlenerek , 10 Ağustos 1992 tarihinde törenle halkın ziyaretine açılmıştır. Çavuş ve iki arkadaşının temsili heykelleri anıtı üstündedir.Şehit er Halil İbrahim mezarı da şehitliğin yan tarafındadır.
SARGIYERİ ŞEHİTLİĞİ:
Gelibolu Yarımadası’nda Alçıtepe köyü yakınlarındaki Sığındere mevkiinde yaralılara ilk yardımın yapıldığı sağlık merkezinde, 28 Haziran 1915 gecesi İngiliz, Fransız donanmasının top atışları sonucunda Türk-İngiliz-Anzak yaralılardan 18.000'i hayatını kaybetmişti.
 Binlerce şehit Mehmetçiğin gömüldüğü “Sargı Yeri”nde daha önce küçük bir şehitlik yapılmıştı. Bu şehitlik, yaşanan acı olayı yeterince yansıtmadığından yeni bir şehitlik yapılmış, 30 Temmuz 1995 günü düzenlenen bir törenle halkın ziyaretine açılmıştır. Şehitlikte Heykeltıraş Tankut Öktem’in yaptığı bir anıt ile 60 subay ve 240 er için mezar taşı bulunmaktadır.Şehitlik 1945 yılında yapılmış, 1992-1995 yılları arasında yeniden düzenlenmiştir.30.09.2005 tarihinde açılışı yapılmıştır.
AZİZ ŞEHİDİM
Sana sesleniyorum,ey şehit oğlu şehit!
Ey göğsünde bin sancak açan yiğit,
Aradım kabrini,yaşlı gözlerle her an,
Seni gördüm,öyle büyüktün ki serapa vatan,
Bu vatan minnettardır her zaman,
Seni unutmayacağız,ey şanlı kahraman.
Ruhun cennette yükseldikçe senin,
Binlerce Fatiha,sana aziz şehidim.
Sargı yerindeki yazı
KABATEPE TANITIM MERKEZİ VE MÜZESİ:
Kültür Bakanlığınca yaptırılan müze 1987 yılında hizmete açılmış olup,1988 yılında Orman Bakanlığı’na devredilmiştir. Milli Park sahası içerisinde Kilye Bilgilendirme Merkezi’nden yaklaşık 10 kilometre kadar uzakta Kabatepe Limanı yolu üzerindedir.Çanakkale Savaşları harp sahalarında bulunan çeşitli silah, mermi, giysi vb. malzemeler ile savaş fotoğrafları sergilenmektedir. 712 eser vardır. Her 70-80 bin yerli ve yabancı ziyaret etmektedir.
ANZAC KOYU:
Anzak Koyu, Avustralyalıların Gelibolu’da en iyi bildikleri yerdir. Tan vaktindeki çıkarmanın sahil boyunca 750 metreye yayılmasına rağmen, Anzak Kolordusu’nun askerleri, 25 Nisan 1915 gününün geri kalan kısmında, Anzak Koyu’nda sahile çıktılar. Onlar, derhal iç kısımlardaki, İkinci Sırt boyunca yer alan Anzak Bölgesi’nin hikayesinin meşhur yerlerinde - Kanlısırt, Courtney Mevzisi, Bombasırtı ve Boyun’da - yapılan muharebelere gönderildiler. Plaj, 25 Nisan günü öğleden sonra itibarıyla, bu sırtlar boyunca yapılan şiddetli çarpışmalar sonucu yaralananlarla doluydu. O gün, diğer yaralılar savaş alanında tahliye edilmeyi beklerken, tahmini olarak 2.000 yaralı Anzak Koyu’ndan tahliye edildi.
Anzak Koyu’nun 1915 yılında Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri papazı Walter Dexter tarafından çekilmiş fotoğrafının, 1925 yılında Sydney’de Colarts Stüdyosu’nda elle boyanmış baskısı. Manzara, kuzeye doğru olan ve 25 Nisan 1915 gününün şafak vaktinde etrafına esas çıkarmanın yapıldığı Arıburnu’na bakar. [AWM P01130.001]
1 Mayıs 1915 günü itibarıyla, Anzak Kolordusu’nun 27.000’den fazla askeri Gelibolu’da karaya çıkmıştı ve Anzak Koyu, Anzak Bölgesi’nin ana limanı ve idare merkezi haline getiriliyordu. Gerekli malzemeyi ve takviye birliklerini karaya getirmek için iskeleler yapıldı. Bunların en tanınmışı olan Watson İskelesi, Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri’nin 1. Avustralya Tümeni’nin Telsiz Bölüğünden Binbaşı Stanley Watson’un gözetiminde, 2. Avustralya Sahra İstihkamcılarının bir bölümü tarafından inşa edildi. Seferin geri kalan bölümünde, kocaman dikdörtgen kutu yığınları dar plaj alanına tıka basa yığılmıştı ve koy ile sırtlar boyunca yer alan ateş hattı arasında sürekli bir şeyler getirilip götürülüyordu. Bu çok önemli olan malzeme nakliyesi, bir Hint birliği olan Hint Katır Arabası Nakliye Bölüğü tarafından gerçekleştiriliR.
Anzak Koyu’nun arkasında bulunan, erozyona uğramış vadilerden çıkan yokuşlarda, bir kasaba izlenimi veren eğreti korunaklar, sığınaklar ve daha özenle yapılmış barınaklar Anzak askerlerine mesken oluşturuyordu. Avustralya’nın resmi tarihçisi Charles Bean, bu tepedeki yerleşimin ‘tepelerin arkasından gelen tüfeklerin uyku getiren tik tak sesleri, yakındaki bir kriket sahasının tellerle çevrili alanında yoğun bir şekilde antrenman yapan kriket oyuncularını hatırlatan New South Wales Eyaleti’ndaki Manly’i veya Victoria Eyaleti’ndeki Sorrento’yu’ anımsattığı fikrindeydi. Anzak Koyu’nun Türklerin ateş menzili içinde olması ve bölgenin sefer boyunca her gün bombardıman edilip, bir çok zaiyata yol açması, yukarıda ima edilen normallik hissini yalancı çıkarıyordu.
MEHMETÇİĞE SAYGI ANITI:
Kanlısırt’a çıkan düzlükte kucağında yaralı İngiliz askerini taşıyan Mehmetçik’in mermer bir kaide üzerinde bronzdan yapılmış bir heykeli bulunmaktadır. Bu anıt 1995 yılında yapılmıştır.
Çanakkale Savaşları’nda Kanlısırt’ta birbirlerine yakın siperlerde yoğun ateş devam ederken bir Anzak subayı kendi siperlerinin önüne yaralı olarak düşmüş ve acı içerisinde kıvranmaktadır. Ateş devam ettiğinden Anzaklar kendi subaylarına yardım edememişlerdir. Bu sırada Türk siperlerinden beyaz bir mendil sallanmış ve ateş kesilmiştir. Siperden çıkan bir Türk askeri yaralı Anzak subayına doğru giderek onu kucaklamış ve Anzak siperlerine bıraktıktan sonra tekrar yerine dönmüştür. Ardından ateş devam etmiştir. Bu olayın geçtiği anda sonradan Avustralya Genel Valisi olan Ütgm. Lord Casey de o siperlerde bulunuyordu. Lord Casey anılarında bu olayı şöyle anlatmıştır:
“ Biz Çanakkale yarımadasından Türklerle savaşarak ve binlerce insanımızı kaybederek Kahraman Türk milletine ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık. Bütün Avustralyalılar Mehmetçiği kendi evlatları gibi sever onun mertliği vatan ve insan sevgisi siperlerdeki dayanılmaz heybeti ve cesareti bütün Anzaklıları hayran bırakan yurt sevgisi insanlığın örnek alacağı büyük hasletlerdir. Mehmetçiğe minnet ve saygılarımla”.
KANLISIRT ANITI VE KİTABESİ:
25 nisan 1915 günü yapılan müttefik çıkarmasında ilk hedef noktalarından biri olan bu yer aynı zamanda, ismi ile de savaşın dehşetini yansıtmaktadır. Sabah 04:30’ da karaya ayak basan müttefik askerleri saat 07: 00’ı bulduğunda Kanlısırt eteklerini işgal eder. 600 kişilik Türk askeri karşısında müttefik askerleri ancak bu noktaya kadar ilerlemiştir. Hiçbir zamanda ileriye geçemeyeceklerdir.
Kanlısırt, karanlık tünellerde süngü süngüye boğaz boğaza savaşın adıdır.
6 Ağustos saldırılarında müttefik askerleri Anafartalar Ovası’nda yapacakları taarruzda başarılı olmak için ilk olarak Kanlısırta saldırır. Böylece Türk askerini yapılacak saldırı konusunda şaşırtmak istemiştir. Kanlısırt 5 gün süren saldırılar boyunca çok çetin geçen savaşlara tanıklık eder.
Bugün bu kutlu tepede yer alan kitabede ki sözler bu bölgede çarpışmış ve fedakarlıklar sergileyen 16. Tümen e aittir. Kitabede:
“Anzak kolordusu 6-7 Ağustos 1915’de Anafartalar bölgesine çıkarma yapan 9. İngiliz kolordusunun hedefine ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla 19. ve 16. tümenlerin savunduğu Arıburnu cephesinde ki Türk kuvvetlerini yerinde tutmak için taarruz etti. 16. tümen birlikleri çok çetin çarpışmalarda 1520 şehit, 4750 yaralı vermesine rağmen Kanlısırtı kahramanca savundu.” yazmaktadır.
57. ALAY ŞEHİTLİĞİ:
57. Alay, Çanakkale Savaşı’nın başlangıcı kabul edilen Anzak Çıkarmasını durdurmak amacıyla 25 Nisan 1915 sabahı harekete geçen Osmanlı alayıdır.
19. Fırka'ya bağlı üç alaydan (72, 77 ve 57) biri olarak Tekirdağ Yarkışla mevkiinde 1 Şubat 1915 tarihinde kurulan[kaynak belirtilmeli] 57. Alay'ın alay komutanı, Hüseyin Avni Bey (Arıburun)'dir.
22 Şubat 1915 tarihinde 19. Fırka Komutanı Yarbay Mustafa Kemal tarafından törenle sancağı verilen 57. Alay, 23 Şubat 1915 tarihinde Çanakkale’ye doğru yola çıkarak, 25 Şubat 1915 tarihinde eski adı Maydos olan Eceabat’a vardı. 19. Fırka'nın bağlı olduğu 5. Ordu Komutanlığı'nın Enver Paşa tarafından kurulmasından sonra 57. Alay, genel ihtiyat (yedek) olarak 26 Mart 1915’te Bigalı Köyü’ne intikal etti. Bu tarihten, 24 Nisan 1915 tarihine kadar bizzat Yarbay Mustafa Kemal ve Binbaşı Hüseyin Avni tarafından sürekli eğitime tabi tutulan 57. Alay Bigalı Köyü ve Turşun bölgesinde tatbikatlar yaptı.

Bigalı Köyü’nde eğitim ve tatbikat faaliyetlerini yürüttüğü sırada 57. Alay’ın birkaç kez 5. Ordu tarafından yeri değiştirilmek istenmişse de Mustafa Kemal’in çıkartmanın yapılacağı yere en yakın noktalardan biri olmasından ötürü Bigalı Köyü’nde kalma yönünde ısrarcı olmuş ve bunda da başarılı olmuştur. Böylece 57. Alay, Bigalı Köyü'nde kalmış, 25 Nisan 1915 sabahı, kendisine bu yönde bir emir gelmemiş olmasına rağmen Mustafa Kemal'in kişisel inisiyatifiyle düşman çıkartmasını haber alır almaz Conkbayırı'na doğru hareket etmiştir. 57. Alay'ın, Conkbayırı'na hareket eden 3 taburu ve bir dağ bataryasını oluşturan yaklaşık 650 subay ve asker, Conkbayırı'na varıldığı anda bizzat Mustafa Kemal'in yönetiminde kendisinden yaklaşık 4-6 kat daha büyük bir düşman gücüne karşı taarruza geçmiştir.

MEHMET ÇAVUŞ ANITI:
Bu anıt düşmanın hiçbir zaman ele geçiremediği ve bu nedenle ” Cesarettepe” diye anılan tepede bulunmaktadır. Silahı kırıldığında düşmana taşla yumrukla hücum den Mehmet Çavuş’un anısına izafeten Mehmet Çavuş Anıtı olarak adlandırılmıştır 1919 yılında yapılmıştır.


CONKBAYIRI-ATATÜRK ANITI-SİPERLER:

Conkbayırı’ndan manzara nefes kesicidir. 8 Ağustos 1915 gününün tan vakti buraya tırmanan Welligton Taburu – Yeni Zelanda Anıtı’nın üzerinde yazıldığı gibi ‘Dünyanın Öbür Ucundan Gelen’ askerler olan – bir an için bulundukları yer ve gördükleri manzara karşısında şaşkına dönmüşlerdi. Onlar Conkbayırı’nı, zayıf bir direniş sonrasında ele geçirmişlerdi. Ele geçirilmesi seferin esas amacı olan, Çanakkale Boğazı’nın uzun ve dar geçişi, buradan doğuya doğru uzanıyordu. Türk ateşi onları ezmeden önce, Wellington Taburu’nun o anın tadını çıkarmak için çok az vakitleri vardı.

Eğer Yeni Zelandalılar Conkbayırı’nda büyük bir kuvvetle takviye edilene kadar dayanabilselerdi, Gelibolu seferinin sonucu değişebilirdi. Wellington Taburu, 8 Ağustos günü boyunca birbiri ardına gelen Türk hücumları karşısında bir siperi savundular. Onların başında, seferin en tanınmış Yeni Zelandalı askeri olan 53 yaşındaki Yarbay William Malone vardı. Malone, askerleriyle beraber, tüfekler ve süngülerle savaştı ve o gün öldü. Charles Bean şunları yazdı: “O sabah tepeyi ele geçiren Wellington Taburu’nun 760 askerinden sadece 70’i yaralanmamış veya hafif yaralı olarak döndü … Onlar sadece fısıltı halinde konuşabiliyorlardı ... gözleri çökmüştü ... bazıları dayanamayıp, ağlıyordu.” Diğer Yeni Zelandalı askerler, 9 Ağustos boyunca kararlı bir şekilde Conkbayırı’nda tutundular, ancak hiç bir takviye kuvveti yardımlarına gitmedi.
Yeni Zelanda Milli Anıtı  ve Atatürk Anıtı, Conkbayırı, Gelibolu
Yeni Zelanda Anıtı’nın karşısında, elinde bir kamçı olan ve 8 Ağustos günü Conkbayırı’ndaki komutayı devralan Türk subayının – Albay Mustafa Kemal - büyük bir heykeli vardır. Kemal, elindeki son takviye birliklerine dağa gitmeleri emrini verdi ve 10 Ağustos 1915 gününün tan vaktine yakın bir saatte, askerlerinin önünde hızlı adımlarla yürürken, kamçısını havaya kaldırdı. Kemal şunları söyledi: “Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur ... Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atlarsınız.” İşaretle beraber güçlü bir Türk karşı hücumu, Conkbayırı’nın doruğunu aştı ve Yeni Zelanda makinalı tüfekleri tarafından durduruldukları yer olan doruğun diğer tarafından indi. Ancak Conkbayırı kurtarılmış ve hiç bir Müttefik askeri bir daha asla bu yükseltilere ayak basamamıştı.
Çanakkale Savaşları dünyadaki en büyük zaferlerden birisidir. Adeta bir ölüm kalım mücadelesiydi. Çanakkale savaşları zamanından kalan savaş siperleri Conkbayırı denilen bölgede bulunmaktadır. Her siper arasında 8-10 metrelik mesafeler bulunmaktadır. Geçmiş tarihten günümüze sıkılan kurşunların dahi izlerini taşıdığı tarihi bir noktadır.

Cafe Kahverengi Orfoz Otel-Güneyli Bayraklı Baba Türbesi Gelibolu Yarımadası ve Savaş Alanları 1915 Gelibolu Savaşları Gelibolu Savaş Müzesi Neler Yapmalı-Neler Almalı OYA HOTEL - Gelibolu Gallipoli Campaign 1915 Güneyli Sahil Uzaklıklar Hamzakoy Plajı Nasıl Ulaşılır Namazgah (Gelibolu Azaplar Namazgahı) Kömür Limanı Önemli Telefonlar İLHAN RESTAURANT Gallipoli Konukevi & Kafe Martı Motel - Güneyli Anzac Günü
Gelibolu Yarımadası ve Savaş Alanları, {Param1} Tatil Rehberinde